Aslında bu yazıda paylaşacağım yöntemin etkisi sadece iş görüşmeleri ile sınırlı değil. Herhangi bir toplantı ya da sunum öncesi stresinizi de aynı şekilde azaltabilirsiniz.

Yöntem oldukça basit. Fakat pek çoğumuz bu basit ayrıntıyı gözden kaçırıyoruz.

En son gittiğiniz iş görüşmesini gözünüzün önüne getirmeye çalışın. Bekleme salonunda nasıl oturuyordunuz? Omuzlarınız dik miydi? Yoksa heyecan ve stresin etkisi ile bir miktar öne mi düşmüştü?  Şimdi hemen, “Ben içeri girdiğimde duruşumu düzeltiyorum. Nasıl beklediğimin ne önemi var?” diyebilir yada omuzların pozisyonunun basit bir ayrıntı olduğunu düşünebilirsiniz.

Fakat Harvard Business School öğretim üyesi Amy Cuddy’nin bulguları “görüşme öncesi duruşun” başarı ya da başarısızlığın temel belirleyicisi olduğunu ortaya koyuyor.

Cuddy’nin gerçekleştirdiği deney oldukça basit:
1. Adaylar bekleme salonuna girmeden önce her birinden salgı örneği alınıyor.
2. Daha sonra adaylar iki gruba ayrılıyor.
3. İlk gruptaki adaylara bekleme süresince hiç bir müdahalede bulunulmuyor.
4. İkinci gruptaki adayların görüşmeye girmeden önce duruşları düzeltiliyor ve  2 dakika süre ile dik/açık durmaları sağlanıyor.
5. Tüm adaylardan görüşmeye girmeden hemen önce ikinci bir salgı örneği alınıyor.

Alınan örneklerinin analizi sonrasında;
– Omuzları düşük, başı eğik olarak bekleyenlerin testosteron (baskınlık/güç hormonu) düzeylerinin % 10 azalırken, kortizon (stres hormonu) düzeylerinin % 15 arttığı görülüyor,
– Görüşme öncesinde 2 dakika süre ile dik duranların ise testosteron düzeylerinin % 15 artarken kortizon düzeylerinin % 25 düştüğü belirleniyor.

Görüşme başarısına gelince… Duruşu düzeltilen gruptakilerin işe kabul oranı % 70 oranında gerçekleşirken diğer gruptakilerin işe kabul oranı % 40 düzeyinde kalıyor. Daha sonra deney farklı gruplarla tekrarlanıyor ve her birinde benzer sonuçlar elde ediliyor.

Sonuç: Cuddy’nin deneyi vücut dili ile kişinin psikolojisi arasında çift yönlü bir etkileşim olduğunu ve bu etkileşimin vücudun duruşunu değiştirerek başlatılabileceğini gösteriyor. Buna göre sadece 2 dakika süreli duruş değişikliği kendimizi daha baskın ve güçlü hissetmemizi sağlayacak testosteron hormonlarının düzeyini % 25, görüşme stresini yükselten kortizon hormonlarının düzeyini ise % 40 oranında etkileyebiliyor.

Özetle sadece duruşunuzu (başkasını değil kendinizi etkilemek için) değiştirerek heyecanınızı yenmeniz, öz güveninizi yükseltmeniz ve karşınızdakileri ikna gücünüzü arttırmanız mümkün.
İşin doğrusu beden dilinin diğer insanların üzerinde bıraktığı etkiye ilişkin elimizde çok fazla araştırma ve kanıt var. Bu konuda binlerce kitap yazılmış durumda. Fakat beden dilinin kişinin kendi hakkındaki düşünceleri ve psikolojisine etkisi maalesef bilim insanları tarafından ıskalanmış ya da yeterince iyi ifade edilememiş bir konu. Bu açıdan Cuddy’nin bulguları ve sizlerin bu yazı hakkında yapacağınız yorumlar oldukça değerli.