Marka denildiğinde akla sunulan vaat gelir. Bir markanın değerini sunduğu vaadin kapsamı ve bu vaadi yerine getirme düzeyi belirler. Özetle markanın hedef kitlesi için anlam taşıyan bir şeyler vaat etmesi ve bu vaadi yerine getirebilmesi çok önemlidir. Örneğin BMW müşterilerine güç ve performans, Volvo güvenlik, Mercedes prestij vaat eder.  Fakat bu markaların gücü söz konusu vaatleri yerine getirme derecelerine bağlı olarak farklılık gösterir.  Çünkü ürünü/hizmeti alan insanlar il etapta markanın temel vaadini test ederler. Eğer marka bu vaadi tümüyle yerine getiremezse bir anda değersizleşir. Şimdi Volvo’nun “güvenlik” yerine “güç ve performans” vaat ettiğini düşünün. Volvo satın alan hemen hemen hiç kimse “Aldığım araba reklamı yapıldığı kadar güçlü değil ancak oldukça güvenli. İyi ki satın almışım” demez.

Çünkü bu kişiler;

(1) Güvenlik değil güç/performans arayışındadır,
(2) Eğer güvenlik özelliği marka vaadi içinde yer almıyorsa bunu fark etmeleri zaten pek mümkün değildir ya da çok zaman alır.

Bu nedenle şirketler marka vaatlerini, sundukları ürün/hizmetlerin güçlü yönleri üzerine kurarlar. Ayrıca bu güçlü yönlerin müşteri için anlam taşıması son derece önemlidir.

Aynı durum İşveren Markası için de geçerlidir. İnsanlar bir şirkete, o şirketin sunduğu vaat için gelirler. Eğer kişi işe girdikten sonra bu vaadin gerçekleşmediğini görürse hayal kırıklığına uğrar, performansı düşer ve şirketten ayılmanın yollarını aramaya başlar. Bunun için;

(1) İşveren Markası çalışmaları içten dışa doğru yürütülmesi gereken bir süreç olarak görülmeli,
(2) Şirketin İşveren Markası, çalışanlar için büyük değer taşıyan ve aynı zamanda şirketin % 100 karşılayabileceği bir vaat üzerine kurulmalıdır.

Aslında buraya kadar ÇEKİCİ ve SEÇİCİ İŞVEREN MARKALARI arasındaki farkı anlatmaya çalıştım.

Çekici İşveren Markası yaratmak kolaydır. İnsanları etkileyecek güçlü bir vaat oluşturur, daha sonra güçlü bir PR çalışması ile bir anda çekim merkezi haline gelebilirsiniz. Ancak gelen kişiler ne kadar nitelikli olurlarsa olsun şirketinize olan katkıları sınırlı olur. Ve ilk fırsatta sizi terk ederler. Burada önemli olan doğru insanları şirkete çekecek SEÇİCİ bir İşveren Markasının oluşturulmasıdır.

Şimdi sizden bir an “şirketinizin dışarıdan nasıl göründüğünü” düşünmenizi ve aşağıdaki soruları yanıtlamanızı istiyorum.

– Şirketinizin işveren imajı, şirket gerçeklerini ne ölçüde yansıtıyor?
– Şirketinizin işveren imajı, doğru insanları şirketinize çekebiliyor mu?
– Şirketinizin işveren imajı, şirket çalışanlarının bağlılığına katkı sağlıyor mu?
– Çalışanlar şirketinizde olmaktan ne ölçüde gurur duyuyorlar?

Bu sorulara vereceğiniz cevaplar İşveren Markanızın “Çekici mi?” yoksa “Seçici mi?” olduğunu ortaya koyacaktır.